Milletleri ailelerin oluşturduğunu hepimiz biliriz. Aileler ne kadar güçlü, ilgili, bilgili, kabiliyetli, üretken olursa, bu boyutta topluma da yansır bu özellikler.

Çanakkale, İstiklal savaşlarında dip yapan nüfusumuz bu gün 86 milyona dayandı. Bu sevindirici bir durumdur. Ama yaşlanan bir nüfusa sahip olunduğunda bu nüfus yeniden inşa edilmelidir.

Ülkemizde okuduğum bir TÜİK verileri dikkatimi çekti. Buna göre evlenme çağında olup hiç evlenmeyenlerin sayısı 19 milyon 486 bine ulaştı. Dul sayısı 4 milyon civarı, Tek başına yaşayan sayısı 5 milyon, Hane sayısı 26 milyon.

Bir toplumda gençler 20 yaşında evlenip çocuk sahibi olduklarında 100 yılda 5 KUŞAK oluşabilmekte ve örneğin 1900 yılında evlenen karı kocanın 2000 yılında akraba çevresi bir köy nüfusu kadar büyüyebilmektedir. Gençler 35 yaşında evlendiğinde 100 yılda ancak 2 KUŞAK oluştuğu hesaplanıyor.

Normal dönemlere evlenip çoğalan bir toplum isek değerlerimizi koruma ve yayma hızımız da aynı oranda gelişir. Ülkemizdeki dejenerasyon, değerlerinden kopmuşluk, aile özelliklerini yitiren gençliğin tekrar düzeltilebilmesi için hem kuşak dönüşümü hızlanmalı, hem de verilecek değerler eğitimleri artırılmalıdır.

Türkiye'de muhafazakâr kesimin yaşadığı toplumu 100 yıl sonraya taşıyacak bir muhafazakâr değeri kalmadı. Yani muhafazakarlık kentsel moderniteye yenilmiş durumdadır.

Ülkemizde gençlik "üniversite okuyayım" diyerek verdiği mücadele, genci 35lik bekâr haline getirmiştir. Bu kuşak yaşlandığında kendisine bakacak evlatları olmayacak muhtemelen. Bu ise onların maddi birikimlerini huzur evlerine vereceğini gösterir.

Bizde Müslüman Türklerde, toplum "birey" temelli değil, “aile" temellidir. Değerlerin nesillere aktarımı ailede başlar ve gelişir. Böylece sağlıklı toplumu aile hayatı oluşturur.

İslâmcı ideolojiler Cumhuriyet döneminde kamusal alandan iyice kovulmak istemesiyle mücadele ederken, bu yorucu mücadele aile bireylerine değerlerini aktarmada ihmalkarlıklar yaşadı. Sağlıklı, inançlı, değerlerine sahip bir nesil yetiştirmek için kamu alanı ve kamu erkine nail olmakla bu yolların açılacağını düşünürken, değerlerini kaybetmiş bir nesil elinde kaldı. Şu anda evlenmekten kaçan, aile sorumluluğundan korkan, çalışarak geçinmek yerine kolay yollardan zenginleşme hayalleri içinde boğulmaktadır bu gençler.

Devlet bu gidişatı görmüş olmalı ki, çocuk yapmayı teşvik eden yasal düzenlemeler yapmış ve yapmaya devam ediyor. 30 Martta Resmi Gazete de yayınlanan düzenlemeye göre, birinci çocuk için tek seferlik 5.000 TL, ikinci çocuk için 60 ay boyunca aylık 1.500 TL, üçüncü ve sonraki çocuklar için ise aylık 5.000 TL ödeme yapılacak.

Aslında inancımızda da nüfusun artırılması peygamberimizin önerilerindendir. Avrupa da aynı tehlikeli süreçleri bizden daha fazla yaşamaktadır. Bu nedenledir ki eğitimli, ahlaklı, değerlerine saygılı nesiller yetiştirerek ülkemizin güvenliğini sağlayıp, koruyabiliriz.